Bu bölümde, yaratıcı üretimi hayatının merkezine almış sanatçılarla bir araya geliyorum.
Her söyleşi; bir başarı hikâyesinden çok, yolda olma hâlinin ve üretimle kurulan ilişkinin izini sürüyor. İlhamın nereden geldiğine, tıkandığımızda neye tutunduğumuza ve üretimi hayatın içinde nasıl taşıdığımıza birlikte bakıyoruz.
Bu ayki yoldaşım: Selen Servi
Şu sıralar nelerle meşgulsünüz? Sizi besleyen şeyler neler?
2025 için sanatsal projelerim var. Son iki yılda yaptığımız şarkıların bazılarını bu yıl yayımlamayı planlıyoruz. Pandemi döneminde, tüm olumsuzluklara rağmen üretime daha istikrarlı tutunabilmiştik. Şimdi ise sahnelerin yoğunluğu, bu alana ayırabildiğimiz zamanı daraltıyor.
Şarkıyı yazmak bana ait bir süreç; ancak onu son hâline getirmek bir ekip işi. Herkesin zamanına uyumlanmak gerekiyor ve bu da ister istemez zaman alıyor.
Sahne için yeni bir işbirliğimiz var ve bu beni gerçekten heyecanlandırıyor. Bodrum Inspera’da, biraz kabare tadında; şarkılar ve sohbetle ilerleyen samimi bir sahne yolculuğuna hazırlanıyoruz. Bir kısmı da yolda şekillenecek.
Şarkı söylemek ve sahnede olmak her zaman güzel ama müziği gerçekten önemseyen mekânlar ve dinleyicilerle buluşmak bambaşka bir bağ yaratıyor. Hem eğleniyoruz hem de şarkılarla bir yolculuğa çıkıyoruz; içten bir temas kuruluyor.
Bana ilham veren şey, her zaman duygular. Şarkı söylerken de yazarken de anlatırken de… Her eylem benim için bir duygu aktarımı ve enerji paylaşımı. Ancak burada kastettiğim, duyguların içinde kaybolmak değil; duyguların rehberliğinde akılla yol almak.
Kızıyorum, üzülüyorum, hayal kırıklığına uğruyorum, seviniyorum, coşkulanıyorum. Her biri harekete geçmek için bir yakıt. Mesele, duyguyu sadece hissetmek değil; onunla akmak… Bazen de ona rağmen.
Yaratıcılığı çağıran özel alışkanlıklarınız var mı?
Aslında çok belirgin bir hazırlık sürecim yok. Ritüellere bağlı bir üretim anlayışım da… Ama aklıma düşen şey, benimle birlikte dolaşıyor; gün boyu, hafta boyu, bazen aylarca. Yaratıcılık benden ayrı bir alan değil, bütünümün içinde.
Spor yapmak önemli bir yer tutuyor. Kondisyon çalışmak, pilates yapmak, yürümek… Bunları sadece bedenim için yapmıyorum; düşünceler içime ve dışıma akıyor, zihnim esniyor.
Seyahat etmek, başka kültürlerle temas etmek de beni besliyor. Dünyam büyüyor, takılı kaldığım detaylar anlamını yitiriyor.
Bir de tek başınalık var. Kendimle kaldığım anların fazlalığı… Bana en iyi gelen şey, kendi alanım.
Üretmekle hayatı yan yana taşımak sizin için nasıl bir deneyim?
Öz disiplini gelişmiş biriyim; bu da işimi kolaylaştırıyor. Aileden, okuldan ve kurumsal hayattan gelen bir temel var. Planlı ve programlı olmayı erken yaşta öğrendim.
Disiplin, bana göre aynı zamanda özgürlük. Zamanı kendi lehine kullanma gücü veriyor. Akıl yürütmek, değerlendirmek, geri çekilmek ya da üzerine gitmek… Bunların toplamına muhakeme diyorum.
Zamanla ve yaşla bu disiplini esnemeyle harmanladım. Günlük hayatın zorlukları benim için deneyime dönüştü.
Beni asıl zorlayan şey ise ülkenin ve dünyanın tekinsizliği. Adalet ve güven zemininin kayganlığı, ekonomik belirsizlikler ve vasatın yükselişi… Etik değerlerin bu kadar sarsıldığı bir dönemde yaşamak, binanın üzerimize yıkılması gibi hissettiriyor.
“Burada bir şey değişti” dediğiniz anlar oldu mu?
Sanatçının Yolu kitabı benim için önemliydi. Okuduktan yıllar sonra atölyelerini yapmaya başladım. Orada paylaşılan ortak deneyimler hâlâ ilham vermeye devam ediyor.
Nörobilime merak saldım ve 2020’den itibaren bu alanda eğitimler aldım. Bitmeyecek kadar geniş bir alan.
Son zamanlarda ise felsefe okumaya başladım. Gençliğimde bana çok uzak gelen bir alandı; şimdi ise okumak hayatı hem genişletiyor hem de derinleştiriyor. Kolektif düşünce çok büyük bir alan.
Tıkandığınızda sizi ne toparlıyor?
Çay demliyorum, duruyorum, biraz geri çekiliyorum. Bazen hiçbir şey yapmıyorum.
YouTube’da bir şeyler izliyorum, yürüyorum, çiçeklerimle ilgileniyorum, kedime sarılıyorum, sevdiğimle konuşuyorum, yazıyorum. Ve sabah sayfaları… Onların sessiz, sağaltıcı tarafı.
Bu sohbet burada bitmiyor. Ay boyunca okuduklarım, dinlediklerim ve üretirken takıldığım yerler Düş Yolcuları Posta’da devam ediyor.
ⓒ 2026 Ceyda Kafadar Tüm Hakları Saklıdır.